Sancılı bir eleme turu sürecinin ardından mucizevari olaylarla doğrudan Fransa bileti kapan Milli Takım , son 5 hazırlık maçında 4 galibiyet ve 1 mağlubiyet alırken 7 gol atıp 4 gol yedi. Her ne kadar skor odaklı düşününce işler yolunda gibi görünse de sahadaki futbol çoğu zaman seyirciyi memnun etmek için yeterli olmadı. Hazır 23 kişilik kadromuz da artık belli olmuş ve Hırvatistan maçımıza sayılı saatler kalmışken , Milli Takım'ın artılarını ve eksilerini adeta ayrıntılı bir check-up raporu gibi gözden geçirelim.
Kale
Oyuncu seçimlerinde çok büyük tartışmaların yaşanmadığı kalede , bunun en önemli nedeni olarak Volkan Babacan'ın gerek milli forma gerek Başakşehirspor formasıyla gösterdiği başarılı performans diyebiliriz. Volkan Demirel'in sakatlığı dolayısıyla tartışma konusu bile olamadan devre dışı kaldığı , Tolga Zengin'in de çok uzun süredir Fatih Terim tarafından düşünülmediği kalede Onur Kıvrak'ın bu sezon ki istikrarsız performansının yanında Volkan Babacan'ın kalede olması konusunda futbolseverlerin en az %90'ı hem fikirdir diyebiliriz. Zaten son 5 hazırlık maçımızın da tamamında 90 dakika sahada kaldı ve kurtarışlarıyla güven verdi. Katıldığı son 2 turnuvada sakatlık ve kart cezası yüzünden 2. kalecisini de kullanmak zorunda kalan Türkiye'nin bu defa böyle birşey başına gelmemesi yönündeki dileğimiz kale ile ilgili kullanacağımız son ifademiz olsun.
Savunma
Takımın en tecrübeli fakat en çok endişe veren bölgesi olarak dikkat çeken savunmada , futbolcuların yetersizliğinden ziyade kendi bölgesinde oynamıyor olmalarından kaynaklı bir tedirginlik söz konusu. Ömer Toprak'ın malum milli takım krizi ve Serdar Aziz'in son anda sakatlığından dolayı kadrodan çıkarılması sonucu milli takım tandemi Mehmet Topal ve Hakan Balta'ya emanet olacak. Son 5 hazırlık maçında da stoper olarak ilk 11 başlayan Mehmet Topal için artık orta sahada kullanılmalı yorumu yapmak birşeyi değiştirmeyecek.
UEFA.com'da da bu durum ''Büyük soru: Stoper Serdar Aziz'in sakatlığı sebebiyle kadrodan çıkarılmasıyla ön libero Mehmet Topal stopere geçecek. Bu durum orta sahada takım kimyasına nasıl etki edecek?'' şeklinde dile getirilmiş.
UEFA.com'un soruda dikkat çektiği üzere Mehmet Topal'ın savunmaya geçmesinden çok onun olmaması orta sahayı nasıl etkiler meselesine dikkat çekilmiş. Elbette Topal ilk defa stoper oynamayacak. Euro 2008 yarı finalindeki Almanya maçından beri defalarca kez stoper olarak oynadı. Aynı durum Hakan Balta için de geçerli. Fakat yine de özellikle İngiltere maçında gördük ki bu ikili arasında bir uyum sorunu var ve ister istemez stoper mevkisine karşı da bir yadırgama söz konusu. En azından 2 isimden biri tercih edilip yanına gerçek mevkisi stoper olan bir oyuncu takviye edilebilirdi ama mevcut kadrodaki Ahmet Çalık ve Semih'e bakınca Mehmet ve Hakan'ın oynaması daha mantıklı geliyor. Büyük turnuva ve büyük takım tecrübesi olmayan 22 yaşındaki Ahmet Çalık'ın Karadağ maçındaki hataları dün gibi akıllarda. Bolca Şampiyonlar Ligi maçı ve derbi atmosferi yaşamış Semih Kaya'nınsa içler acısı halinin ne kadar ortada olduğu 23 kişilik kadroda son 5 özel maçta 1 dakika bile şans bulamayan 3 isimden 1'i olmasıyla gayet net açıklanıyor( diğer ikisi kaleciler Onur ve Harun). Fatih Terim'in özel maçlarda 1 dakika bile şans vermediği bir futbolcuyu en çok değişiklik yaşanma ihtimali olan bölgeden seçmesi çok büyük bir risk olarak göze çarpıyor. Semih , 4. stoper olarak forma giyeceği bir maçta bizi yakarsa bu durumun 1 numaralı sorumlusu teknik ekip olacak.
Hal böyle olunca stoper ikilisi konusunda büyük sıkıntılar yaşayan Milliler'de en azından kötünün iyisi olan Mehmet ve Hakan'ın kartsız ve sakatlanmadan bir turnuva geçirmesini beklemekten başka çare yok.
Beklere gelecek olursak Gökhan ve Şener Fenerbahçe'de bu sezon uyumlu bir şekilde görev paylaşımı yaptı. Milli Takım için de bu 2 ismin sağ bekte olmasından başkası düşünülemezdi. Sol bekteyse hala Ersun Yanal dönemindeki etkili performansının kredisini yiyen Caner ve Beşiktaş taraftarının da takımda ilk değişmesini beklediği isimlerden İsmail yer alacak. Burada Fatih Terim'e yapılacak en büyük eleştiri eğer Caner'i oynatmak konusunda bu kadar ısrarcıysa en azından İsmail'e göre çok daha iyi bir sezon geçiren Hasan Ali Kaldırım takımda yer bulmalıydı.
Ligde en son şubat ayında bir maçta 90 dakika sahada kalan Caner için en önemli problemin maç eksiği olduğu bir gerçek. Hazırlık maçlarında da bu durum net bir şekilde görüldü. Umarız kalan sürede bu sorunu giderip hazır hale gelmiştir.
Orta Saha
Alternatifin en bol ve dışarıda kalan futbolculara en çok üzüldüğümüz bölgeye geldik. Alper Potuk , Gökhan Töre , Kerim Frei , Mehmet Ekici , Okay Yokuşlu gibi önemli isimler 23 kişilik kadroda yer bulamadı.
Savunmanın önündeki ikilide Ozan Tufan'dan hiçbir maçta vazgeçmeyen Fatih Terim umalım ki genç futbolcunun performansından memnun değildir. Fenerbahçe'de bu sene 46 resmi maça çıkan Ozan ligde en son ocak ayında bir maçın 90 dakikasını tamamladı. Oyunu iki yönlü oynayabilmesiyle önemli bir potansiyel olan Ozan bu sene Fenerbahçe orta sahasında oyuna sonradan dahil olan oyuncu olmanın ötesine geçemedi. Elbette bu durumda devamlılığın en çok önem arz ettiği bölge olan orta sahanın ortasında Ozan'ın performansına doğrudan etki ediyor. Kilolarıyla da dikkat çeken Ozan'ın orta sahada büyük mücadele gerektirecek ve sürekli olarak iki ceza sahası arasında mekik dokunacak Hırvatistan ve İspanya maçlarında bu yükü kaldırabilmesi çok zor. Çok büyük bir ihtimalle yanında görev alacak Selçuk İnan'ı rahatlatmak bir yana savunmadaki yetersizliğiyle onun da ileriye yeterli katkı vermesine engel olacak. Bu durumun en mantıklı çözümü Mehmet Topal'ı bu bölgeye çekmek olarak görünüyor fakat bu durumda da savunmada daha büyük bir sorunla karşılaşma riski ortada. Nuri Şahin'in yıllardır milli formayla iyi bir performans sergilememesi ve uzun süredir sakat olması da bölgedeki alternatiflere yönelme konusunda da elimizin o kadar da iyi olmadığını gösteriyor.
Selçuk ve Ozan'ın önündeki üçlüyse Milli Takım'ın en huzur veren bölgesi. Arda , Oğuzhan , Hakan Çalhanoğlu , Volkan Şen , Emre Mor , Yunus Mallı ve Olcay Şahan alternatiflerinden oluşan bölgede çok büyük bir ihtimalle Arda , Hakan ve Oğuzhan ilk alternatifler olacak. Hakan ve Oğuzhan bu sene takımlarının vazgeçilmeziydi ve her iki futbolcu da geçer not aldılar. Arda ise ligin ikinci yarısından itibaren cezasının bitmesiyle oynamaya başladı. Her ne kadar Ozan'da ki sürekli olarak 90 dakika oynamama durumu Arda için de geçerli olsa da Ozan'ın mevkisinin bu tarz bir esnekliği kabul edecek en son bölge olduğunu bir kere daha hatırlatalım ve tekrar Arda' ya dönelim.
Arda şüphesiz bu takımın en önemli ismi , kaptanı ve yıldızı. Euro 2008'de yaptıkları da hala hafızalarımızda. Atletico Madrid'e ilk gittiğindeki haliyle bugünkü Barcelonalı Arda arasında da dağlar kadar fark olduğu açık. Hal böyle olunca Avrupa'nın en iyi savunma yaptıran hocalarından Simeone'nin elinde mücadeleci futbolunu daha da işlevsel bir hale evrilten Arda'nın bu sezon her maç 90 dakika sahada olmadığı için ilk 11'deki yerine şüphe ile bakmak yanlış olur. Zaten diğer takımlara da bakıldığı zaman hocaların kale , savunma hattı ve orta sahanın ortasında düzenli forma giyen futbolcuları tercih ettiği , hücum hattındaysa bu mesele de daha esnek olduğu gözlemlenebilir. Rosicky , Gudjohsen , Wilshere , Sterling , İmmobile gibi futbolcuların takımlarında bu sezon ilk 11'in vazgeçilmezi olamasa bile Euro 2016 kadrolarında yer bulmaları ve büyük ihtimalle takımlarının ilk 11'lerinde yer alacak olmaları bunun kanıtı. Kaldı ki Arda da hazırlık maçlarının en iyileri arasındaydı.
Bu isimlerin ardından ilk 11'e en yakın isimse Volkan Şen gibi görünüyor. Son 5 hazırlık maçının tamamında dakika alan Volkan Şen gole ihtiyac duyulduğunda sahaya sürülebilir.
Emre Mor'un Karadağ ve Slovenya maçındaki futbolu ve Dortmund'a transferi bir anda onu da yeni Messi ilan etmemize sebep oldu. Emre'nin çok büyük bir yetenek olduğu aşikar ama henüz yolun başında olduğu unutulmamalı. Elbette müthiş patlama gücü ve çalım yetenekleriyle o da gerektiği zaman öenmli bir silah olarak hazırda bekleyecek.
Yunus Mallı ve Olcay Şahan da bütün sezon boyunca takımlarının vazgeçilmezi olarak aday kadroya çağrıldılar ve hazırlık maçlarında da genelde oyuna sonradan dahil oldular. Her iki ismin de gerektiğinde yeterli katkıyı sunacağından kuşkum yok.
Özetle orta sahamızın ön tarafı gerçekten rakipler için de büyük tehdit fakat göbekteki ikiliden Ozan eğer bu şekilde devam ederse savunma anlamında büyük sorunlar yaşayabiliriz. Ozan'a bu kadar yüklenmiş olmam Selçuk'u yeterli bulmam şeklinde algılanmasın. Selçuk'la ilgli de ciddi sıkıntılar var fakat görünen o ki orta sahada Fatih Terim bu iki isimden vazgeçmeyecek. Yoksa bana kalsa orta sahayı Mehmet Topal , Oğuzhan , Arda , Hakan Çalhanoğlu , Volkan Şen(Emre Mor) şeklinde kurmak en mantıklı seçim.
Hücum
Ve gelelim takımın gol yükünü çekmesini bekleyen forvetlerimize. Açıkçası hem Cenk Tosun hem de Burak Yılmaz için rakiplere korku salan harika yetenekler diyemeyiz fakat özellikle Cenk Tosun'un Gomez'in arkasında forma şansı bulduğu maçlarda gayet iyi bir performans ortaya koyduğunu da kabul etmek gerek. Son hazırlık maçımız olan Slovenya maçında gol atmış olsa da Burak Yılmaz yerine Cenk Tosun ilk 11'i hak eden isim. Burak'ın da golle dönmesi onun adına moral verici olmuştur. Sonuçta 2 kez gol kralı olmuş ve gol atma alışkanlığına sahip bir futbolcu. Cenk'e alternatif olarak mevcut santraforlar içinde çağrılmaya en uygun isimdi.
Bonus: Duran Toplar
Milli Takım tarihinin duran toplardaki en etkili dönemine şahitlik ediyoruz. Duran toplarda Hakan Çalhanoğlu ve Selçuk İnan gibi iki raket ayağa sahip olmanın avantajlarını hem doğrudan kaleye vuruşlarda hem de orta-şut şeklindeki denemelerde bulduğumuz gollerle kullanıyoruz. Son 5 hazırlık maçındaki 7 golün 4 ü de duran toplardan geldi. Bu avantajımızı turnuvada da en iyi şekilde kullanmalı ve sıkışan maçlarda bu özelliğimizle sonuca gitmeyi bilmeliyiz.
Atletico Madridleşebilmek
Ne yazık ki Türk futbolunun ve futbolcusunun belki de en büyük problemi bu. Skoru koruyamıyor , oyunu kontrollü bir şekilde soğutamıyoruz. Kabul , bunu yapmak öyle her babayiğidin harcı değil ama Avrupa'nın ortalama takımları kadar bile bu işi başaramıyoruz. Maçlarımız bir pozisyon ruleti şeklinde geçiyor ve eğer o gün şanslı olan bizsek kazanan taraf oluyoruz. Bunu bu turnuva için değil de genel bir sorun olarak belirtiyorum , oyunu soğutmayı becerebilmemiz lazım.
Sonuç
Her bölgeyi 10 üzerinden puanlamak gerekirse ben kaleye 8 , savunmaya 6 , orta sahaya 8 , hücuma 6 verdim. Takım ortalaması da 7.
Çek Cumhuriyeti'nden iyi , Hırvatistan'a neredeyse denk durumdayız ve İspanya'dan da puan almamız şaşırılacak birşey olmaz. Bu şartlar altında da en iyi 4 üçüncünün gruptan çıktığı bir turnuvada son 16'ya kalamazsak ayıp olur.
Maçlarla ilgili turnuva başlayınca daha detaylı yorumlar yapacağız. O yüzden ilk maçımız olan Hırvatistan maçı öncesi için detayları o yazımıza bırakalım.
GÖNDEREN: BİLAL KARACA